Zamandan Randevu mu Alıyoruz?

Kendi içimden, kurumuş tenimden, dökülen saçlarımın açtığı alnımdaki o virane tenimin altından söküp atamadığım düşüncelerim var benim doğru olduğuna inandığım.

0
15
Zamandan randevu mu alacağız?
Zamandan randevu mu alacağız?

Bugün şu saat itibariyle kaleme alacağım bu yazı size hiç bir şey katmayacak. Belki kaleme aldığım onca yazıdan farklı olacak. Ama uzun zamandır anlatmadığım, anlatamadığım kelimelerim olacak. Her zaman kör değiliz ya geleceğe karşı, bazen topluluklardan kaçınan bir kahinin gözlerine sahip olmamıza gerek kalmaz. Bazen burnumuzun ucu kadar uzağı görebiliriz. O halde şimdi soruyorum, zamandan randevu mu alıyoruz?

Pişmanlık duyduğum zamanlarımın sayısı kuru soğuktaki, Anadolu’da kar zamanındaki bir ağacın dalındaki yaprak sayısı kadar sayılıdır. Kendi içimden, kurumuş tenimden, dökülen saçlarımın açtığı alnımdaki o virane tenimin altından söküp atamadığım düşüncelerim var benim doğru olduğuna inandığım. İleriye ya da geriye her bakış attığımda ilk onları hedef tuttum. Tuttum. Ancak her seferinde kanattım. Her seferinde çocukluğumda evimizin arka bahçesindeki toprağı kazarmış gibi kazdım. Eşelemedim. İlk onları sorguladım. Yaraladım. Yaraladım ki eğer yanlışsa düzelsin istedim. Hiç bir seferinde farklı bir sonuca ulaşamadım. Chopin, Nocturne. Gece müzikleri, kırılgan melodiler.

Akıntının tersine yüzen balık. “Halihazırdaki diğer balıklara bakınca en azından kayda değer bir şeyler yapıyordur belkide.” Sözlükte okuduğum ve hoşuma giden bir entry oldu. Bir diğeri de “istediğini mi yapar, yoksa sırf muhalefet midir çırpılan yüzgeçler?”. Hangisiyim ben? İşte bu kelimelere sebebim de tam olarak bu. Kayda değer bir şeyler yapmak istiyor, istediğimi yapıyorum. Bir sonuca ulaşamayacağımı düşünmüyor değilim. Ama öyle olmadığına inanmak istiyorum belki de. Hayır istediğim şey kendi dirseğimi yalamak ya da domuzların yukarı bakması değil. İyi olduğuma inanıyorum. Toplumun ya da rol modellerin kazandırdığı düşüncelerle yaşamak değil, kendi düşüncelerimi bulmak istiyorum. Üzerinden uzun yıllar geçince bu yazıyı okumak ve doğru ya da yanlış yaptığımı görmek istiyorum.

Zamandan randevu almak demiştim. Ne ahmakça değil mi? Var olduğun, elinde bulundurduğun zamanı kullanmak yerine ileride bir zamana atamak. Kişiliğim, inançlarım ve doğrularım her seferinde bir sona sebep oluyor. Artık bu sonların beni iyi etkilediğini düşünmüyorum. Çocuksun. Eline bir taş alıp havaya fırlatıyorsun, o taş düşüyor. Tekrar atıyorsun, tekrar düşüyor. Sonra hafifçe eğim vererek atıyorsun, düşüyor. Daha hızlı atmayı deniyorsun, düşüyor. Artık inanıyorsun, taşlar havada kalamaz. O misal. Köreltiyor bazı yanlarımı. Bazı düşüncelerimi ve isteklerimi.

Ben hiç değişmedim dersem yalandır. Ben düşünmeye başladığım yaşta şu an bu yazıyı yazdığım cihaz traktör gibi çalışıyordu. Çok iyi anımsarım. Değişmişimdir elbet. Ancak kibrit kutusuna sığacak bir zaman diliminde çokta değişmemişimdir öyle değil mi?

En sevmediğim insan… En sevdiğim sahne.

Bir hayata girerken o hayatın ona ilk başta heyecanlı geldiği sonradan hoşuna gitmeyen insanlar. Benden uzak olmasını dilediğim tek insan tiplemesi. Ben hiç saklamadım, hiç yalan söylemedim, hiç değişmedim. Eğer sana yetemiyorsam…

Bak arkadaşım bu satırlarım sana. Dünyada insanlara güvenmek, inanmak ve onları sevmekten daha güzel bir şey tanımadım ben. Sev, daha çok sev. Daha çok inan ve daha çok sarıl. Öğren. Sınırsız evrende bilgilerimiz toz zerreciği kadar ama sen yine de öğren. Araştır, düşün ve bil. Hiç bir zaman unutma dünyadaki zamanını doldurmaktan başka bir amacın, varman gereken hiç bir yer yok. Çerçeven yok değil. Var sınırların. Ama önemli olan o çerçevenin içine hangi resmi yerleştirdiğin. Ama yapmayacağın bir şey olsun, yaşantısı hoşuna giden birisinin hayatına, hayallerine, duygularına ve rutinlerine karışıp sonradan bunların sana uygun olmadığını düşünüp kurtulmaya çalışma. Körelmiş bir enjeksiyon iğnesiyle durmuş kalbine adrenalin basmaya çalışırken yırttığın hücrelerden başka hiç bir şey olmaz elinde.

PAYLAŞ
Önceki İçerikİşletme Anadalı 2. Sınıf Güz Dönemi(III. Yarıyıl) Raporu
Sonraki İçerikİnsanın üzüntüsünü yaşamasına müsaade edin be!
30 Haziran 1997 Ankara doğumlu bir yengecim. An itibari ile Eskişehir’de yaşıyorum. Üniversite hayatıma Eskişehir’de Anadolu Üniversitesi’nde devam ediyorum. İşletme ve kinci üniversitede Aşçılık okuyorum. Radyo A'da prodüksiyonda çalışıyorum. Couchsurfing ve Warmshowers üyesi Eskişehir couch’uyum. Hedefim durmadan duraksamadan kendimi geliştirmek. Yeşili, doğayı, müziği, insanları seviyorum. En özel yeteneklerimden biri sayarım: konuşmak. Bir insanın bir diğer insanı anlamaması kadar kötü tek bir şey tanırım. O tek bir şeyi geçince insanları anlamak adına her şeyi yapmayı kendime hedef edindim. Engelleri kaldırmak, bütün engelleri…

CEVAP VER