Nisan diye bir ay varmış, 10 Nisan 2017 hemde

Başınıza gökçe olayların ne zaman geleceği hiç belli olmaz. Bu vakit ne bir Eylül akşamıdır, ne bir Haziran sabahı; ne bir Eylül akşamı kadar sevgi dolu, ne bir Haziran sabahı kadar pürüzsüz. Bu vakit sıradan bir Nisan akşamıdır, hani şu baharın en güzel zamanı olan.

0
17
10 Nisan 2017 / Nisan diye bir ay varmış

Başınıza gökçe olayların ne zaman geleceği hiç belli olmaz. Bu vakit ne bir Eylül akşamıdır, ne bir Haziran sabahı; ne bir Eylül akşamı kadar sevgi dolu, ne bir Haziran sabahı kadar pürüzsüz. Bu vakit sıradan bir Nisan akşamıdır, hani şu baharın en güzel zamanı olan. Cahit Sıtkı da demiş ya:

“Desem ki vakitlerden bir Nisan akşamıdır,
Rüzgârların en ferahlatıcısı senden esiyor,
Sende seyrediyorum denizlerin en mavisini,
Ormanların en kuytusunu sende gezmekteyim”

Onlar bir kadının saçlarını parmaklığa benzetirler, oysa geçen her günün sana bir parmaklık olmuştur. Elinde bir çubukla iç çekişin ve dumanla dudaklarının dansı eşlik eder bu kötü zamana. Söz gelimi susuz bir kuyuda tango yapıyormuşsun yoksunlukla. Kaldırım taşlarını toplamış ve yüklemişsin sırtındaki abani çantana, gözlerinden döküleceğini bile bile.

Gürül gürül yaşarken, sen tutarken ama uykular seni tutmazken; tanıdık bir kitapçının rafları arasında parmak gezdirirken, içinden tuttuğun bir kelimeyi kitapların sırtlarında gözlerinle ararken… Gözlerinin bakmadığı bir taraftan bir kitap uzatılırsa dağları sırtlanan bedeninin sağ kıyılarına ne yaparsın? Bu kitap hem içinden tuttuğun kelime, hem parmaklarını gezdirirken gözlerine tanıdık gelmesini beklediğin o sayfalar bütünü. Dumur dumur olmuşsun, zaman durmuş. Red Light District’te bir hayat kadını vitrinde müşterisini beklerken, Icebar’da bir viski bardağının sohbetlerin gölgesinde parmakların dokunuşlarına maruz kalıp eridiği şu dakikalarda sana doğru uzatılmış bourgogne bardağına doldurulmuş üç beş yudum kırmızı şarap gibi hissettirmiş. “Ağlarken içim, güldü gözlerim. Bir günah gibi gizledim.” satırlarını bir keman eşliğinde dile döküyor güzel bir kadın kalbinin tam ortasında.

Nisan da varmış bir yılın içerisinde, bunu hatırlattı bana. Sahi ya bugüne kadar ben yaşadım mı hiç Nisan’ı? Çok düşündürdü beni çok. Nisan’a dair tek hatırım ilkokulda okurken, daha bir parmak çocukken 23 Nisan’da oynadığım oyun. Bugün olmuş 10 Nisan 2017. Hayat hep bize gülsün. Bu yazı blogumda yayınladığım ilk denemem. Yayınlamakta biraz kararsız kaldım ama olsun bugün 10 Nisan 2017. Nisan umarım sizlere de güzel gelir.

PAYLAŞ
Önceki İçerikGünaydın Bağdat Caddesi ve gözünü güneşe açabilenler
Sonraki İçerikAklımca 6 Nisan’a geri döndü :(
30 Haziran 1997 Ankara doğumlu bir yengecim. An itibari ile Eskişehir’de yaşıyorum. Couchsurfing ve Warmshowers üyesi Eskişehir couch’uyum. Çaylak bir girişimci adayı sayılabilirim. Hedefim durmadan duraksamadan kendimi geliştirmek. Yeşili, doğayı, müziği, insanları seviyorum. En özel yeteneklerimden biri sayarım: konuşmak. Bir insanın bir diğer insanı anlamaması kadar kötü tek bir şey tanırım. O tek bir şeyi geçince insanları anlamak adına her şeyi yapmayı kendime hedef edindim. Engelleri kaldırmak, bütün engelleri… Üniversite hayatıma Eskişehir’de Anadolu Üniversitesi’nde devam ediyorum. İşletme okuyorum.

Bir Cevap Yazın