Eski Yunan filozofu Sokrates’in “Sorgulanmamış hayat yaşanmaya değmez.” diye bir sözü var, bilirsiniz belki. Sorgulamak insanlarda öngörü ve ileri görüşü de geliştirir. Bir insanın hayatını incelemek, görmek ve sorgulamak iyi bir şeydir ve yaşamımızı daha iyi hale getirebilir. Teknolojinin zararlarının gözler önüne serildiği dönemi geride bıraktık. Şimdi ise toplumlar sosyal medyayı sıklıkla tartışmaya başladı. Peki ya Instagram’daki takipçi sayısı paradan önemli midir, neden paradan daha önemli olmalıdır/olmamalıdır?

dikkat! Bu yazı ağır bir şekilde y jenerasyonu fikirleri içerir

Serdar Kuzuloğlu(Türk gazeteci ve yazar) CNN Türk, Gündem Özel programında konuk olmuş “Yeni nesil gençlik” manşetiyle gündeme gelmiş. Türk televizyon kanallarını takip etmediğimden dolayı sosyal medya sayesinde haberim oldu. Onedio’da Serdar Kuzuloğlu Yeni Nesil Hakkında Konuştu: Instagram’daki Takipçi Sayısı Gençler İçin Paradan Daha mı Önemli? başlığıyla gözler önüne serilmiş. Sosyal medyayı baltalayan her ne kadar içerik görürsem ya da sosyal medya gelişmeleri ile ilgili içerik görürsem okumadan, dinlemeden yapamıyorum.

Şimdi aslına bakılırsa bu yazıyı yazmamı tetikleyen şey her ne kadar Serdar Kuzuloğlu’nun yapmış olduğu açıklamalar olsa da arka yüzünde tabi ki insanların sosyal medyaya bakış açıları var. Şimdi bu konu ile ilgili tartışmaya girmeden önce YouTube üzerinde bir başka videoyu izleyerek aklınızda durumu pekiştirmenizi istiyorum: Are You Living an Insta Lie? Social Media Vs. Reality (Instagram yalanlarıyla mı yaşıyoruz? Gerçek hayat vs sosyal medya)

Instagram’daki takipçi sayısı neden paradan daha önemli olmasın ki?

Ben Stiller Somali için THY'ye sesleniyor
Ben Stiller Somali için THY’ye sesleniyor

Somali’de 2 gün içerisinde açlıktan 110 kişi ölmüştü. Bu gerçekten bir rekordu. Ardından bir internet fenomeni Jerome Jarre Twitter’dan attığı bir tweet ile bütün dünyayı harekete geçirmiş ve THY ile çok yüklü miktarda erzak yardımı yapılmasını sağlamıştı. Diyeceğim o ki hadi sosyal medya olmadan bunu yapın da görelim.

Tarihin var oluşundan beri adını andığımız insanların büyük toplulukları nasıl mükemmelce yönlendirdiğini ağzımız açık dinliyorduk. Doğru ya da yanlış yönlendirme olmasından ziyade liderlik etmesinden bahsediyorum. Tarihe saldırmaya kalkanlar her zaman bu insanların seçkin insanlar olmasından tutuyordu olayı. Şimdi ise bu güç hepimizin elinde.

Devir değişti, çağ atladık

Yukarıda aslında sosyal medyayı faydalı kılacak yüzlerce madde sıralayabilirdim. Ancak amacım ya da konuyu ele alışım sosyal medyanın faydalı-zararlı olup olmadığı değil. İnsan kaynakları literatürleri üzerinden en iyi şekilde açıklanabilecek bir durumdan bahsedeceğim.

Baby Boomers’lar(1946-1963 doğumlular) geleneksellerden(1925-1946 doğumlular) gördüklerini, yaşadıkları zorlukları unutamadılar. Geleneksellerin dönemlerindeki eksiklikleri kendi hayatlarında tamamlayarak iyi bir hayat sürdüklerini düşündüler(ki bu gerçekten böyle, reddetmiyorum). X jenerasyonu(1963-1981 doğumlular) Baby Boomers’lardan aldıkları öğretiler yolunda ya bunu yapmaya zorunlu kılınarak ya da isteyerek ilerlediler. Daha üstün, daha imkanları yüksek bir refah seviyesine çıktılar.

Şu an günümüz dünyasında iş gücü piyasasını X jenerasyonu elinde tutuyor. Şu anki çatışma ise iş gücü piyasasına Y jenerasyonunun da(1981-2000 doğumlular) dahil olmasından kaynaklanmakta. İşte Serdar Kuzuloğlu’nunda bahsi tam olarak bu çatışma kanımca.

Nedir bu X-Y jenerasyonu çatışması?

X-Y Jenerasyon Çatışması
X-Y Jenerasyon Çatışması

X jenerasyonu geleneksellerden süregelen bilgileri ve tecrübeleriyle öyle mükemmelliyetçi bir jenerasyona sebep oldular ki bambaşka bir kültür yapısına sahip nesiller çıktı ortaya.

  • İş nedir? İş nasıl yapılır?
  • Yaşamak nedir? Yaşamak nasıl olur?
  • Tutku nedir? Mutluluk nedir? Mutluluk nasıl olur?
  • Zaman nedir? Zaman nasıl kullanılır?
  • Para nedir? Para nasıl kazanılır?

İşte tam olarak bu soruların cevapları ve bu cevapların etkilediği diğer sorular kusursuzluk içerisinde cevaplanınca tüm alışkanlıklar daha önce emsali görülmemiş şekilde değişti. X jenerasyonunun “değerlerimiz kayboldu” söylemleri aslında Y jenerasyonunun değerlerinin çok farklı yönlerde olmasından kaynaklı. Düşünün ki bir grup insana iktisadın temel ilkesi olan “kaynaklar sınırlıdır” görüşünü yok edecek sınırsız kaynak sunuyorsunuz. Sizce bu bir grup insanın yapamayacağı, ulaşamayacağı nokta var mıdır? Geleneksel yöntemler, görüşler ve değerlere mi takılı kalırlar yoksa yepyeni hazlar içerisinde, yeni tekniklerle mi yüzerler?

İşte yeni alışkanlıklar

Patrona çalışmak yok. İş belli mesailer ve sınırlar içerisinde yapılan faaliyetler değil, iş an içerisinde yapılan her şeydir. İş mutluluktur, iş mutluluk ile yaratılan güzelliklerdir. Yaşamak nefes almak değildir, yaşamak sınırsız olmaktır. Mutlu olmak kendiliğinden gelen bir şey değil, isteklerin yerine getirilerek kazanılan bir şeydir. Mutlu olmak için yaşamak gerekir, sınırsız olmak gerekir. Bir kapı ötesinde dışarı, kapının diğer yanında içeri yoktur. Her yer yaşamaktır. İnsan hayatı zaman ile sınırlıdır, dünyada bu zamana sığdıramayacak kadar yeni deneyim vardır. İnsanların ne yaptıkları, nerede oldukları önemli değildir. Benim nerede olduğum ve ne yaptığım önemlidir. Para çok değerlidir, kazanmanın yolu geleneksellerden kopmaktır. Geleneksellere artık piyasa doymuş, talep azalmıştır. Para kazanmanın yolu benzersiz olmaktır, insanların beğenisini kazanmaktır.

İşte yeni meslekler

Veri analisti, bilgi güvenliği uzmanı, sanal gerçeklik programcısı, üç boyutlu grafik tasarımcı, yapay zeka pazarlamacılığı, sanal market işletmeciliği, beş duyu reklam tasarımcılığı, sosyal medya yöneticisi, elektronik ticaret uzmanlığı, blogger, içerik yöneticiliği, yaratıcılık danışmanı, akıllı nesne tasarımcısı, vlogger, gezgin, genetik müşavirliği, bilgi madenciliği, sanat avukatlar…

Daha sayılabilecek her gün karşılaştığım o kadar yeni nesil meslek var ki. Farkındaysanız yukarıda yazmış olduğum bu daha yeni “iş listeleri” arasına giren meslekler çoğunlukla freelance mesleklerden oluşuyor. Çoğu çok iyi bir takip, analiz gerektiriyor. İnsanlarla daha farklı ve daha yoğun ilişkiler gösteriyor. Yine farkındaysanız bunlar karakteristik meslekler. Yani eski iş tanımıyla meslek değil, bir yaşam tarzı.

Yeni gereklilikler

Bugün dünyada büyük yankı uyandırmış bütün işler(artık iş derken meslekten ziyade uygulamalardan bahsettiğimi anladığınızı düşünüyorum) şu ilkeler üzerinde kuruluyor:

  • Sürdürülebilirlik
  • Ergonomik
  • Ekonomik
  • Zaman kazanımı
  • İnsan sağlığı
  • Toplam kalite
  • Butik üretim
  • İnovasyon

X kuşağında ise iş yapmanın temel ilkeleri şunlardan oluşuyordu:

  • Sorumluluk
  • İstikrar
  • Güvence
  • Gelenekselcilik

Yani artık matematik gerekliliği ortadan kalktı diyemeyeceğim, ancak yine de diyebileceğim bir şey var: önemini kaybetti. X jenerasyonunun gerçeklikten kopuk, sanal yaşam olarak tabiri doğru. Ancak bu durum yanlış bir durum değil. Günün gerekliliği ve yaşam tarzı bu şekilde. Yeni ekonomi düzeninde enerji düzeyi, keşfetmek, adanmışlık, hayat boyu öğrenme önemli kavramlar.

Son durumu değerlendirirsek

Biraz önce yazmış olduğum tüm tanımların kucağında sosyal medyayı kullanabilme becerisi yatıyor. Gerçekten dünyadan ne kadar haberiniz olduğu, ne kadar insanı tanıdığınız, ne kadar insan tarafından tanındığınız değeri yatıyor. Şu ana kadar bunları sağlayabileceğiniz en gelişmiş sistem internet sistemi. Yani sosyal medyalar, yani Instagram, yani Facebook, yani Scorp…

Gerçek yaşamda kalıp, sanal yaşama girmeden -tabiri caizse ayağı yere basıp paraşütle atlamak- yaşamak biraz önce saymış olduğum gereksinimlere bir engel unsuru oluyor. Bu bahsi geçen bütün sosyal medyalar aslında yaşamı, parayı sınırsıza yakın bir şekilde kazandırıyor. İşte bu yüzden paradan daha mı önemli diye bir şey söylemenin pek mümkün olacağını düşünmüyorum. Parayı, hayatı kazanmanın bir yolu olduğu için sosyal medyalarda bu değerlerin çok yüksek tutulması gerektiğine inanıyorum.

Uyumsuzlukların suçu sosyal medyaya dayatılıyor, bu doğru değil. Sosyal medya bir suç değil, yeni yaşam tarzı.

X jenerasyonlarına, gelenekselcilere selamlarımla…

CEVAP VER