Günce #2

0
99
günce
Günce

Gün boyunca içerik paylaşamamanın acısını şu an bu günceyi yazarak çıkartıyorum denebilir. Uzun değil 2 ay öncesinde çıktığım bir yol bu kişisel blog, yani Aklımca. Günce yazdığım pek sık değildir ama bu sefer günü, haftayı, ayı, ayları değerlendiriyorum bugün bu güncede.

Aylar, Haftalar, Günler

  • Karadeniz Gezisi’nden Giresun’a: Kız arkadaşımla ilk tatilim oldu. “Hızlı gitmek istiyorsan yalnız git, ama eğer uzağa gitmek istiyorsan işte o zaman insanlarla birlikte ol.” Afrika Atasözü’ne uydum ve imkanlarım izin verdiği kadar uzağa gittim. Her ne kadar Karadeniz’i boydan boya gezmeyi planlasak da ufak bir trafik kazasıyla geziyi yarıda bırakıp Giresun’da tatil yapmamız güzel oldu.
  • İşten Ayrılmak: yaz sezonunu çalışarak doldurdum bu sene. Güzeldi. Tecrübeye tecrübe eklendi. 1 yıldır yaşadığım Eskişehir’de yine çok fazla arkadaşlıklar kazandım. Dilediğimce yedim ve içtim. İstediğim gibi giyindim, kuşandım. Enerjim yettiği kadar gezdim.
  • Türk Tuborg Fabrikası Gezisi – İzmir: Türk Tuborg Eskişehir Dağıtımcılarının güzel davetleriyle Eskişehir’in barmenleri, servis elemanları, aşçıları, Türk Tuborg temsilcileriyle katıldığım güzel bir geziydi. Birayı isminden ve tadından daha fazlasıyla tanıyorum artık. Bira nedir, bira nasıl yapılır, bira türleri nelerdir, gerçek bira nedir, biranın tarihi… Aynı zamanda stresten biraz uzaklaşarak kız arkadaşımla ufak bir tatil oldu benim için. Butik otel, hostel ve apartların kıymetini bir defa daha anladım. Hilton İzmir’de konakladık ancak bu büyük otellerin bana göre olmadığını bir kez daha anladım. Bana yeşillik, bungalov evler, çadır lazım.
  • Okumak İstediğim Kitaplar: Biriktirdim, biriktirdim, biriktirdim. Okumak istediğim her kitabın adını bir kağıtta biriktirdim. Eskişehir’de okumak istediğim kitapları bulmak pek kolay olmuyor. O kitapları bulabileceğim bi’ Dost var, bir de D&R fakat oralarda da yok sipariş usulü getiriyorlar. Neyse ki bütün o kitaplarımı aldım ve okunmayı beklemek üzere rafıma yerleştirdim. Onları izlemek bile bana mutluluk veriyor.
  • Blog Açmak: Kendimi ifade etmek hiç bu kadar güzel olmamıştı. Hadi bir şeyler biriktireyim diyorsun ve sonra dönüp bakıyorsun… Aynı zamanda öğrendiğimi öğretmek, bir isim yaratmak güzel şeyler. Sanırım bu günce yazısı da blog kişisel blog görünümüne biraz daha yaklaşacak. 🙂 Çok uzaktı çünkü kişisel blog görünümüne.
  • Yeni Arkadaşım Helen: Onca evcil hayvana ev sahipliği yaptıktan sonra birde köpek tecrübesi yaşamak istiyordum. Kediyle dışarı çıkıp takılamıyordum sonuçta. Bugün eve ihtiyacı olan 2 aylık Labrador bi’ ufaklığı sahiplendim. İlk gün diye mi bilmiyorum ama canımı çıkardı. Umuyorum ki onu eski sahiplerine teslim etmek zorunda kalmam. Yakında Helen için de bir günce blogu oluşturabilirim.
  • Bilgisayar Kullanmayı Daha Heyecanlı Yapan Ekipmanlarım: Yazı yazarken, duş alırken, yemek yaparken, temizlik yaparken, kitap okurken müzik dinlemeden yapamayan bir bireyim. Dizüstü bilgisayarımın hoparlörleri fazla zevk vermiyordu müzik dinlerken. Bende Creative SBS A250 aldım. Hem ucuz, hem iş görür. Birde tabi dizüstü bilgisayar dokunmatiğini kullanmayı pek sevmiyordum, mouse kullanmayı tercih ediyorum her zaman. Zar zor algılayan bir mouse yerine yeni mouse aldım kendime: Trust GXT 166. Bu mouse bir canavar.

Bu hafta blogumda neler oldu?

Günce
Günce
  • Bir yandan yazı yazarken bir yandan okunmak istiyorum. Her ne kadar blog yazarları 6 aylık bir süre zarfında hiç bir beklentiniz olmasın der olsa da ben bu süreyi olabildiğince kısaltmaya çalışıyorum.
  • Tanıtım çalışmalarına başladım. Forumlar, bloglar, sözlükler ve son olarak Bumerang ilk hedeflerim oldu. Meyvesini de anında aldım. Yazı yazma işi biraz daha eğlenceli gelmeye başladı açıkçası. Anlık olarak 42 ziyaretçi görmek bana oldukça mutluluk verdi.
  • Blog yazarlarıyla iletişim kurmaya çalıştım. Kendime gördüğüm tüm blogların listesini çıkartıyorum. Müsait olduğum, canım yazı yazmak istemediği zamanlarda bu listeden 3-5 tanesine girip yazı okuyorum, yorumluyorum. Şunu da söylemeden geçemeyeceğim: herkes “aman benim blogum” kafasında. Paslaşma açık bir şekilde yok.
  • WordPress Statistics eklentisini kaldırarak Clicky’e geçtim. Ziyaretçilerimi daha detaylı ve daha iyi takip edebiliyorum. Çok iyi bir arayüzü var. Blog yazarlarına tavsiyemdir. Yakın zamanda premium hesaba geçmeyi istiyorum.
  • Her ne kadar aşırı derecede fazla sayıda sosyal medya hesabı kullanmayı sevmesem de blogum için bunun gerekli olduğunu düşünerek Facebook, Twitter. Reddit hesaplarını açtım. Instagram hesabını açmaya hazırlanıyorum. Gönderilerimi imleme için bu hesaplarda paylaşıyorum.
  • Sağlam ve özgün yazılar yazamamaktansa yazmamayı tercih ettim. Kötü görünen ve benim dahi okumak istemeyeceğim yazıları başkalarının okumasını beklemem pekte hoş olmazdı. Bende kaliteli yazı yazmak ya da hiç yazmamak kararını aldım. Arada bir yazdığım günce yazıları hariç. 🙂

Bu hafta Eskişehir’de neler oldu?

Eskişehir Porsuk Çayı tekne turu
Eskişehir Porsuk Çayı tekne turu
  • Eylül’ü yarıladık yazarken Eylül’ün yarısını bile çoktan geçtiğimizi farkettim. Tatilden döndü mü herkes? Şehir bomboştu yaz boyunca. Mekanlar durmadan eleman azalttı. Kimisi eleman aradı. Okulların açılışının yaklaşmasıyla birlikte öğrencilerde artık döndüler Eskişehir’e. Hatta yarın sınavı olan Hazırlık öğrencilerini de pas geçmeyeyim. Başarılar 🙂 Genç nüfusta patlama var bu sıralar dikkat! 🙂
  • Aslında açılalı haftalar oldu ama yazmadan edemezdim: Varuna Kantin açıldı! Kesinlikle Cafe Del Mundo – Varuna Gezgin’in el attığı harika projelerden birisi. Ortam mükemmel.
  • Kahveciler patladı gitti. Bu hafta diyemeyeceğim yine ancak kafadan 10 tane butik-özel kahve dükkanı açıldı. Ben zaten kahve delisi bir insanım, siz bide benim ayağıma gelip bunları açın iyi mi? Sadece duyduğum kadarıyla söylüyorum: hepsinin ürünleri birbirinden mükemmelmiş. Kesinlikle Carribou ve Starbucks’a ezip geçecek rakipler var Eskişehir piyasasında.
  • 27 Ekim 20:00’da Anadolu Üniversitesi Akbank Caz Festivali’ne ev sahipliği yapıyor. Sinema Anadolu’ya bekleriz.
  • Okumanızı istediğim bir haber Eskişehir’deki bir kahveci “Keçi” hakkında. Gerçekten Keçi Felsefesi’ni çok seveceksiniz. Haber için tıklayın.
  • Porsuk Çayı’nda “nerede o eski gondollar…” dedirtecek sahneler var. Gondola motor bağlamışlar motogondol yapmışlar. Tebrikler. Gerçekten çok estetik(!)

Mutlu bir gün. Her gününüz mutlu olsun. Hazır Dünya Barış Günü’ne girmişken bu özel ve güzel gününüzü de kutlamak isterim. Alt komşuma ithafen: gel barışalım.

Bir Cevap Yazın